Google

~_~ Vakt-i Yalnızlık ~_~

. . Beni benden alan BirBeN var benden öte . .

Komik Kıssalar

21/11/2009

Dr. Ahmet ALTINER'den Komik Kıssalar

 

Ne münasebet
Ablam evlenmeden önce saatlerce odamıza kapanır, sigara ve kahve ikilisi eşliğinde sırlarımızı dökerdik. Böyle anlardan birinde, kısık sesle “Müzik açalım mı? Babam yan odada, bizi dinliyor olabilir.” dedim. Yan odadan gelen ve hala hatırladığımızda bizi kahkahalara boğan ses: “Ne dinleyecem sizi beee!”


Yanlış telefon
İşe giderken cep telefonumu evde unutmuşum, ama televizyon kumandasını almayı ihmal etmemişim.

Çocuklar kimden?
Annemle babam tartışıyor. Tartışma esnasında annemin kafası o kadar çok karışıyor ki, kendisini aldatmakla suçladığı babama “O çocuklar benden mi?” diyor! Zaten tartışma o anda bitiyor, gülmekten tabii.


Nur topu
İşyerinde küpe takan erkek arkadaşımıza babasından yorum: “Bir zamanlar nur topu gibi oğlum vardı; nuru gitti, topu kaldı!”


Düz mantık
Eğer bir sokakta yürüyorsanız ve camında ”Bu ev kiralıktır” yazılı bir evin yanından geçip birkaç adım sonra önüne geldiğiniz bir başka evin camında ”Bu da” yazısını görürseniz bilin ki Trabzon’dasınız.


Toplamda
Geçen gece nöbetteyken acile 3 yaşında, para yutmuş bir hasta geliyor. Babasına ne kadar yuttuğunu soruyoruz; “1 YTL” diyor. Yapılan tetkikler sonucunda bir adet 50 Kuruş ve iki adet 25 Kuruş tespit ediyoruz. Baba bir şekilde haklı olduğu için sadece aramızda gülüşerek konuyu kapatıyoruz.


Helallik
Tatile giden, hayat dolu yaşlı teyzemiz güya helalleşiyor. “Hadi çocuğum, hakkınızı helal edin, hayat bu; siz ölürsünüz ben göremem veya siz kör olursunuz beni göremezsiniz…”


Köpük köpük
8 yaşımdaki yeğenim “Dayı nasıl oluyor da renkli sabundan beyaz köpük çıkıyor?” diye sordu. “Dur bir düşüneyim.” dedim, hala düşünüyorum…


Araba sevdası
Annem arabasını torpidosu için dantel örecek kadar çok seviyor. Geçenlerde arabayı çarpmış ve farı kırılmış. Babamın anlattığına göre trafik polisinin önünde “Yavrumun gözü çıktııııı!” diye ağladığı için polisler heyecanlanıp ambulans çağırmışlar.


Hevesli
Kardeşime araba kullanmayı öğretiyorum. Çok hevesli… Bana; “Abi çok kolay yaa, aynı bilgisayar oyunu gibi!” diyor. Cevabım; “Hııı… Ama tek canın var…”


Potansiyel müşteri
Kırmızı ışıkta durduğum anda yanımdan iki motosikletli ışık hızında ve tek tekerlek üzerinde geçti. Ben ağzım açık olayı izlerken yanıma yanaşan 112 ambulansından doktor camı açtı ve bana: ”Gördün mü bizim müşterileri… Hey maşallah!” dedi.


Un merakı
Komşumuzun kızı ilk fırıncıya kaçtı. Geri geldi, 5 ay sonra un fabrikasının sahibine kaçtı. Bunlara annesinin yorumu; “Ben bu gızı una doyaramadım!”


Sütün faydaları
Sabah erken okula gidecek oğlumu uyandırmadan önce, kalkar kalkmaz içsin diye hazırladığım sütün bardak ebadını o kadar abartmışım ki, henüz uyanmaya çalışan, tek gözü açık oğlumdan gelen cümle: “İneğin kendisini getirseydin bari.”


Emniyet kemeri
Nişantaşı-Kadıköy dolmuşu için bekliyoruz. Bir taksi geliyor dolmuş yerine. Ön koltuğa oturan kadın her normal insan gibi emniyet kemerini takıyor. Ancak şoför amcamız emniyet kemerinin iyice ortaya çıkardığı dekolteye bakmaktan yola bakamadığı için bir müddet düşünüyor ve içini çekerek kadına sesleniyor. “Abla, çıkar emniyet kemerini, böylesi daha emniyetli hepimiz için.” :)
))


Arabam çalındı
2 gece önce arabasını otoparkta unutup eve dolmuşla dönen ve sabah “Arabam çalındı!” diye ortalığı kasıp kavuran salak benim.


Kayıp aranıyor
Çok sevdiğimiz dedemi kalp krizi sonucu kaybettik. Sevilen bir esnaf olması sebebiyle cenazesine oldukça büyük bir kalabalık katıldı. Biz taziyeleri kabul ederken uzun süredir görmediğim bir arkadaşım beni gördü ve geldi. “Bu kalabalık da ne böyle?” diye sorunca gayet normal bir şekilde “Dedemi kaybettik.” dedim. Cevabı beni o an bile krize sokmaya yetti: ”Bu kadar insan hala bulamadınız mı?”


Giyim kuşam
Lacivert ceketi, gri pantolonu, kahverengi ayakkabısı ve siyah kemerini bir arada giyen babama annemin yorumu: “Toplama bilgisayar gibi olmuşsun!”


Cadaloz kaynana
İş arkadaşımın düğünündeyiz. Nikâh kıyılıyor, imzalar atılıyor, gelin ve damadı tebrik etmek için ayağa kalkıldığında elektrikler kesiliyor. Biz hep beraber “Aaaa!” diye tepki gösterirken, arkadaşımın annesi oldukça yüksek sesle düşüncesini dile getiriyor. “Oğlumun daha ilk dakikadan hayatı karardı.”


Direksiyon eğitimi
Sene 1993. Sevgilime (şu an karım olur kendileri) araba kullanmayı öğretiyorum. İzmir’in o zamanki halini bilenler bilir. Üçkuyular-Narlıdere yolu şimdiki gibi değil. Sakin… Stres olmasın, panik yapmasın diye çok karışmamaya çalışıyorum. Ayrıca çok sakin bir ses tonuyla konuşuyorum. Direğe 3 santim farkla geçiyor benim güzel sevgilim. “Direğe çok yakın geçtin hayatım.” diyorum. Cevap “Hangi direğe?”

 


Ders Alınması Gereken Bir Öykü



Günlerden bir gün, köylerden birinde, adamın birinin eşeği, kuyunun  birine düşmüş. Niye düşer, nasıl düşer sormayın. Eşek bu. Düşmüş işte. Belki kör bir kuyuydu, ağzı tahtayla kapatılmıştı belki, üzerine  de  toprak dökülmüştü. Zamanla tahta çürüdü, zayıfladı, toprakta biten otları yemek isteyen eşeğin ağırlığını çekemedi ve güm.
Hayvancık saatlerce acı içinde kıvrandı, bağırdı kendi dilinde.  Ayıptır söylemesi, anırdı yani.
Sesini duyan sahibi gelip baktı ki vaziyet kötü. Zavallı eşeği kuyunun dibinde melul mahzun bakınıyor.  Üstelik yaralanmış. Karşılaştığı bu durumda kendini eşeği kadar zavallı hisseden  adamcağız köylüleri yardıma çağırdı.Ne yapsak, ne etsek, nasıl çıkarsak soruları havada kaldı.
Sonunda karar verildi ki kurtarmak için çalışmaya değmez. Tek çare, kuyuyu toprakla örtmek.
Ellerine aldıkları küreklerle etraftan kuyunun içine toprak attılar. Zavallı hayvan, üzerine gelen toprakları, her seferinde silkinerek  dibe döktü. Ayaklarının altına aldığı toprak sayesinde her an biraz daha  yükseldi. Ve sonunda yukarıya kadar çıkmış oldu.  Köylüler ağzı açık bakakaldı.

Hayat, bazen bizim de üzerimize abanır. Ne bazeni, çoğu zaman. Toz toprakla örtmeye çalışanlar çok olur. Bunlarla baş etmenin tek yolu, yakınıp sızlanmak değil, düşünüp silkinmek ve kurtulmak, aydınlığa adım atmaktır.

Kör kuyuda olsak bile...

SevgiyLe..

 

Arkadaşlığa Dair

21/11/2009


Arkadaşlığa Dair

 

 

Çılgın Türkler kitabından bir alıntı;

 

Savaşın en kanlı günlerinden biriydi.
Asker en iyi arkadaşının az ileride, kanlar içinde yere düştüğünü gördü. İnsanın başını bir saniye siperden çıkaramayacağı bir ateş altındaydılar.

Asker teğmenine koştu hemen:
- Komutanım, bir koşu arkadaşımı alıp geleyim mi?

'Delirdin mi?' der gibi baktı teğmen...
- Gitmeğe değmez oğlum, arkadaşın delik deşik olmuş. Büyük ihtimal ölmüştür bile. Kendi hayatını da tehlikeye atma sakın!

Ama asker o kadar israr etti ki, teğmen izin vermek zorunda kaldı.

- Peki, dene bakalım!

Asker yoğun ateş altında fırladı siperden ve mucize eseri; arkadaşının yanına kadar gitti, yaralı arkadaşını sırtladığı gibi taşıdı. Birlikte siperin içine yuvarlandılar.

Teğmen koşup yaralıya bir göz attı ve nefes nefese bir kenara yıkılmış askere döndü:
- Sana hayatını tehlikeye atmaya değmez, dememiş miydim? Bu zaten ölmüş...
- Değdi Komutanım, değdi! dedi asker.
- Nasıl değdi, arkadaşın zaten ölmüş, görmüyor musun?
- Gene de değdi komutanım, çünkü yanına vardığımda henüz yaşıyordu...
Ve onun son sözlerini duymak, dünyalara bedeldi benim için...
Ve, hıçkırarak, şehit olan arkadaşının son sözlerini tekrarladı:
'Geleceğini biliyordum!'

Geleceğini Biliyordum!



Kalbimizde 'arkadaşlık' denilen bir mucize var. Nasıl olduğunu, nasıl başladığını bilemezsiniz.
Ama bunun özel bir armağan olduğunu, Allah'ın bir lütfu olduğunu bilirsiniz.

Gerçekten de arkadaşlar nadide mücevherlerdir.
Yüzünüzü güldürüp, başarmanız için cesaret verirler.
Sizi dinlerler ve kalplerini açmaya hazırdırlar.

Bugün arkadaşlarınıza, onlarla ne kadar ilgilendiğinizi gösterin.

 

  

Karı & Koca

Bir çift hiç konuşmadan arabayla yolda gitmekteydi. Daha önceki bir tartışma münakaşaya dönüşmüştü ve hiçbiri teslim olmak istemiyordu. Keçi, katır ve domuzlarla dolu bir çiftliğin yanından geçerken koca, alaycı bir biçimde sorar: 'Akrabaların mı?' Karısı 'Evet' diye cevap verir ve ekler, 'Senin taraftan akrabalarım'

 

Kelimeler 

Kocası karısına kadınların bir günde kaç kelime kullandığına dair bir makale okuyordu... 'Erkeklerin 15,000 kelimesine karşılık 30,000 kelime' Karısı yanıtladı: 'Sebebi erkeklere her şeyi tekrar etmek zorunda olmamızdır.' Kocası karısına döndü ve sordu: 'Efendim?' J

 

Yaradılış 

Bir gün bir adam karısına sordu: 'Aynı zamanda nasıl hem bu kadar salak, hem de bu kadar güzel olabildiğini anlamıyorum.'

Karısı yanıtladı:  Allah beni sen çekici bul diye çok güzel yarattı; Allah beni seni çekici bulayım diye çok salak yarattı!'

 

Konuşmama Cezası  

Bir karı koca evde problemler yaşamaktaydı ve birbirlerine konuşmama cezası uygulamaktaydı. Aniden adam ertesi gün karısının kendisini sabah 5:00 de iş için bir uçuşu olduğundan uyandırması gerektiğini hatırladı. Sessizliği ilk bozan ve kaybeden kendisi olmamak için, bir kağıdın üzerine 'Lütfen beni sabah 5:00 de uyandır.' yazdı ve notu karısının bulabileceği bir yere bıraktı. Ertesi sabah, adam uyandı ancak saatin 9:00 olduğunu ve uçuşu kaçırdığını fark etti. Çok kızdı, tam karısının onu neden uyandırmadığını soracakken yatağın yanında bir parça kağıt buldu. Kağıtta 'Saat 5:00 uyan' yazmaktaydı.

 

 


Erkekler bu tip yarışmalar için yeterli donanıma sahip değiller (istisnalar hariç) Allah erkeği kadından önce yaratmış olabilir, ancak şaheserden önce her zaman bir kabataslak vardır.

 

Bunu Gülmeye İhtiyacı Olan Zeki Kadınlara

Ve

Kaldırabileceğini Düşündüğünüz Erkeklere

Okutun Lütfen.. :D

 

Bir Karı-Kocanın Aynı Gün Günlüğe Yazdıkları

 

Kadının Günlüğüne yazdıkları:  

Bugün üç yıl bitti. Onun karşısına gelinlikle çıktığım günkü kadar mutluyum. Tanrım, onu ne kadar seviyorum. Mükemmel bir erkek, cazibeli, yakışıklı, anlayışlı, sevecen, her şey var. Bugün cumartesi, bıraktım arkadaşlarıyla eğlensin. En sevdiği yemek olan pastırmalı kuru fasulye ile pilav yapıyorum. Pişti, demleniyor. Banyo yaptım, en sevdiği kıyafeti giydim. Yemekten sonra, şöminenin karşısına bir şişe kırmızı şarapla uzanacağız... Eve geldi sonunda.
Beni öpüşü biraz soğuktu, aklı başka yerde sanki. Aman Tanrım, yoksa? Tüm cilvelerime rağmen, bana yanaşmadı. Arkadaşlarıyla ne yaptığını sordum, ağzında bir şeyler geveledi.

Yemekte biraz keyfi yerine gelir gibi oldu, ama hala dalgın, hala uzak, hala kabuğuna çekilmiş. Herhalde ÖTEKİNİ düşünüyor. Benden genç mi acaba? İşyerindeki sarışın pazarlama temsilcisi olmasın? Şöminenin karşısında şarabımızı yudumlarken, artık dayanamadım 'neyin var?' diye sordum. Gülümsedi, zoraki bir gülümseme, acı dolu, uzaklık
dolu.. 'Yok bir şeyim' diye geçiştirdi. O gürül gürül yanan aşkın bu kadar çabuk biteceğine inanamıyorum, daha dün bana ebediyete kadar benimle olmak istediğini söylüyordu. Bugün aramızda iletişim kopukluğu başladı bile.

Belki de kilo alıyorum. Çok mu vır vır yapıyorum? Elini tuttum. Elimi okşadı,ama eller hissiz, parmak uçları soğuk... Stepe başlasam? Çocuk istesem? Yalan,yalan,  yalan. Kendimi kandırmaktan başka bir şey değil bunlar.Bitti...Bittti...Bitti… Tanrım, ölmek istiyorum. Kendimi son kez onun kollarına attım. Ağlaya ağlaya uykuya dalmışım.


Kocanın Günlüğüne yazdıkları :
Öff be, FENERBAHÇE şampiyon olamadı. Ama, kuru fasulye güzeldi.

..Erkekler kalem gibidir.. Ne kadar ince gözükseler de ham maddeleri odundur..

 

:))

 

__Alıntıdır__

 

 

Eğer hasta olmak istemiyorsan…



Duygularını anlat.

*  Saklanan veya baskılanan heyecan ve duygular; gastrit, ülser, bel fıtığı, bel ağrıları gibi hastalıklara yol açar.
*  Zamanla, duyguların bastırılması kansere dönüşür.
Öyleyse, sırlarımızı, hatalarımızı birileriyle paylaşmalıyız!
*  Diyalog, konuşma, kelime çok güçlü birer ilaç ve mükemmel birer terapidir!


Karar Vermelisin..

*  Kararsız kişi güvensiz, endişe ve ıstırap içinde olur. Kararsızlık, sorunları, endişeleri ve çatışmaları çoğaltır.
*  İnsanlık tarihi kararlardan oluşur.
*  Karar vermek, diğerlerinin kazanması için vazgeçmeyi ve avantajları kaybetmeyi kesinlikle bilmektir.
*  Kararsız kişiler mide rahatsızlığı, sinir hastalıkları ve cilt sorunlarının kurbanıdırlar.


Olduğundan Farklı Yaşama.

*  Gerçeği saklayan, rol yapan, her zaman mutlu olduğu görüntüsü veren, mükemmel görünmek isteyen kişi tonlarca ağırlığı biriktirmektedir. Ayağı kilden olan bronz bir heykeldir.
*  Aldatıcı görünerek yaşamak kadar sağlık için kötü bir şey yoktur.Kaderleri ilaç, hastane ve acıdır.


Kabullen.

*  Reddedicilik ve kendine saygı eksikliği, kendimizi kendimize yabancılaştırır.
*  Kendimizle barışık olmak sağlıklı yaşamın anahtarıdır. Bunu kabul etmeyenler kıskanç, taklitçi, aşırı rekabetçi ve yıkıcı olurlar.
*  Eleştirileri kabullen. Bu bilgelik, akıllılık ve terapidir.


Çözümler Bul.

*  Olumsuz kişiler çözüm bulamazlar ve sorunları büyütürler. Üzülmeyi, dedikoduyu ve kötümserliği tercih ederler.
*  Karanlığı kovmak için kibrit yakmalı. Arı ufacıktır fakat var olan en tatlı şeylerden birisini üretir.
*  Biz ne düşünüyorsak oyuz.
*  Olumsuz düşünce, hastalığa dönüşen negatif enerji üretir.


Güven.

*  Güvenmeyen kişi iletişim kuramaz, açık değildir, derin ve sağlam ilişkiler geliştiremez, gerçek arkadaşlıkları nasıl kurabileceğini bilemez. Güven olmadan, bir ilişki de olamaz.

*  Güvensizlik sendeki inancın azlığıdır.

Hayatı Üzgün Yaşama.

*  Mizah. Kahkaha. Huzur. Mutluluk. Bunlar sağlığa güç verir ve daha uzun bir yaşam getirir.
*  Mutlu kişi yaşadığı çevresini geliştirir. "İyi mizah bizi doktorun elinden korur".
*  Mutluluk sağlık ve terapidir.

 



SAĞLIK MESLEKLERİ ÖLDÜ YAŞASIN İŞSİZLİK!..


Bir zamanlar sağlıkta bazı meslekler  vardı, hatırlarsınız. Allah rahmet eylesin bazıları öldü; bazıları da  ölmek üzere can çekişiyor, sonrasında zaten çalışan ölüyor. 

Günün birinde güzel ülkemde; laboratuar mesleğini herkes yapar oldu, laboratuar teknisyenleri ve teknikerleri  için meslek öldü.

Bu, nasıl bir durum tarifi yok anlatılmaz yaşanır. Birgün ülkenizin sağlık bakanlığı bir genelge düzenler ve artık bu meslek yok, çünkü artık cihaz başı eleman tanımı vardır. Sokaktan tuttuğunu çalıştırır. Milletvekiline göre, sağlık bakanlığına göre, yöneticilere göre hatta uzmanlara göre herşey normaldir. Bir sabah kalkarsanız ki her şey altüst olmuş, hayatınız karabasana dönmüş. Bunda suçlu sadece milletvekili mi, sağlık bakanlığı mı, yöneticiler, uzmanlar, eğitimciler mi suçlu? Biz çalışanlarda suç yok mudur? Sadece rahatını düşünenler, saat hesabı, dakika hesabı yapanlar, mesleğine sahip çıkmayanlar, sesiz kalanların suçu yok mu? Bu meslek kendi kendine ölmedi her halde? Ben kamuda çalışıyorum bana bir şey olmaz diyenler alın size Kamu Hastaneleri Birlik Yasa Tasarısı..Hadi bir şey olmaz diyen meslektaşlarım. Konuşun susmayın neden öldü bu meslek ben söyleyeyim; kanunları bilmemek, anayasadan, uluslararası anlaşmalardan doğan eylem haklarını kullanmak yerine siyasilerin arkasına ya da sendikaların iktidar gücüne sarılıp  sessiz kalmak. Düşünün mesleğinizde 20 yıllıksınız ve yaşınız 44 işsiz kaldınız. Mesleğinizde ustasınız ama başka iş bilmiyorsunuz. Günün birinde laboratuar teknikerliği ortadan kalkıyor, ne yaparsınız? İşsiz kaldığınızda iş ararsınız. Oysa burada arayacak işiniz de yoktur, çünkü mesleğiniz ölmüştür. Bu durumu zaman içinde ne kadar çok yaşadık, kaç meslek var ki, gözümüzün önünde yitip gittiler. Nasıl kayboldular  anlayamadık bile..Adına AB uyum yasaları dediler ve meslekleri eğitim yerine sertifikaya dönüştürdüler. Daha acısı buna bile gerek kalmadı, siyasette tanıdık varsa sertifikada gerekmez buna da  gerek yok.

Sadece laboratuar teknikerliğimi öldü.. Hayır.. Tıbbi Dokümantasyon Ve Sekreterlik(TDS) başka radyoloji teknikerliği.. Yetmez, ameliyathane teknisyenliği ve teknikerliği.. Yeter mi? Yetmez, anestezi teknisyenliği ve teknikerliği biraz daha sayalım.. Zaten herkes hemşire, sağlık memuru her iş yapar o zaman ne gerek var bu kadar sağlık meslek lisesine, sağlık meslek yüksek okuluna..Bu okullarımız birde akredite değil (uluslararası denkliği yok) daha acısı devlet memurluğu öldü, yaşasın TAŞERON İŞCİLK yani MEMURLUK  OUT; KÖLELİK  İN..!

Kamuda “657deyim  bana bir şey olamaz” deyip yanındaki 4/B’li ve 4924’lü  olarak çalışan meslektaşına hor bakıp ezen, onlarla alay eden bu özelleşmeye sessiz kalan sağlıkçılar ve sendikalar..Yaşasın Kamu Sendikacılığı Öldü, üyeleri nerden bulacaksınız bakalım? Hak aramada aynı masa ve sahaları paylaşmayanlar yarın vicdanlarınız da hesap verme zamanı değil midir?
Bir zamanlar hastane, hastalar azdı  her şey manueldi  ve o dönemde sağlıkçı  çok itibarlı, çok saygın bir meslekti. Kapitalist düzen  günün birinde karar verdi, iki yıl içinde cihaz başı eleman ve hizmet karşılığı tüm laboratuarlar özelleşmeye başladı.. Sağlık çalışanları kenar köşe polikliniklerde çalışmaya başladı (bir kaç eleman hariç).. Sağlık,  meslek olmaktan çıktı. Herkes Sağlık Çalışanı oldu; eğitimli sağlık çalışanına gerek yoktur..

Yaşasın artık meslek ölmüştür.
Sağlık kurumlarında, tek tip memur vardı..Bir gün World Bank ve IMF  heyeti kapıdan içeri girdi.. Günün birinde adına "SAĞLIKTA DÖNÜŞÜMÜ" dillendirerek, bu işi doktor üzerine kurdular..Ama bu yeterli değildi, ne yapılmalıydı?.. Önce Personel Reform Yasası, Tam Gün Yasası, Kamu Hastaneleri Birlik Yasa Tasarısı olmalı ve diğer sağlık personeli farklı statülerde çalışmalı ve tek başına hareket etmeleri engellenmeli.. Ölüm gösterilerek sıtmaya razı olmalı idi çalışanlar..Aileler parçalanmalı, asker dönüşü işe başlayamamalı, çalışanlar arasına döner sermaye nifakı, içine de biber olarak katsayı farklılıkları, tatlı olarak riskli birimler sokulmalı, ölüm duası olarak da yıllık izinleri kullanamamak okunmalı idi..

Hey gidi günler hey..

Yaşasın MESLEK ÖLDÜ…

 

 

Sağlık Hizmetleri Sınıfı Çalışanları Derneği

Yönetim kurulu a

Genel Başkan Hüseyin Ayhan


Dipnot: Bilmiyorum sağlıktaki gibi sistem hangi kurumda, hangi meslekte var.. Mesleğinin yerine bilgisi olmayan birinin getirilmesi çok acayip değil midir?.. Ama en üzücü nokta şudur ki:  geleceğini sağlıktaki bir mesleğe adayıp, yıllarca o bölümlerde okuyup mezun olduktan sonra mesleğinin beş kuruşa yaramadığını görmek en kötüsü olsa gerek.. Düşünün 6  yıl okuyorsunuz ve devlet öyle birşey çıkarıyor ki 3 ayda sözde o mesleği icra edecekleri yetiştirebilecek kurslar veriyor ve 3 ay sonunda 6 yıllıkla aynı kefeye konuyor..
Yazıklar olsun.. Onlara tek sözüm bu..
Her zamanki gibi bu dünya geçici, kalıcı olan yerde ise hesap vakti..

 



Numaraya Göre Operatör Sorgulama


Numaralar taşındı, arayanlar şaşırdı..
Neden derseniz; kim hangi operatörde belirsiz..
Aslında uygulama güzel fakat kısayol tuşlarıyla sorgulama yapılsa millet saatlerce konuşupta kontörünün bittiğini görünce şaşırmayacak..
Malesef bu uygulama  sadece Turkcellde var deniliyor..
*711#numara# yes tuşuna basılınca öğreniliyormuş ama denemedim..
Telekomünikasyon bu derdimiz için
http://www.numaranitasi.gov.tr/PublicWebGUI/index.jsp diye bir site açmış..

Merak ettiğiniz telefon numarasını başına sıfır koymadan ve boşluk bırakmadan
yazıyorsunuz ve hangi operatörden hizmet aldığını görebiliyorsunuz.

Yâ Rabbi!..

23/10/2009


Yâ Rabbi!..

Sen benim Rabbim’sin, ben ise Sen’in kulunum.
Sen her şeyi Yaratıcısın, ben ise yaratılanım.
Sen rızık verensin, ben ise rızık alanım.
Sen mülkün sahibisin, ben ise kölenim.
Sen kuvvet sahibisin, ben ise âciz ve zelîlim.
Sen zenginsin, ben ise Sana muhtacım.
Sen ezelî dirisin, ben ise ölüme mahkûmum.
Sen bakisin, ben ise fânîyim.
Sen kerem sahibisin, ben ise kötülenmeye lâyığım.
Sen iyilik yapansın, ben ise kötülük işleyenim.
Sen affedicisin, ben ise günahkârım.
Sen büyüksün, ben ise hakirim.
Sen kuvvet sahibisin, ben ise zaîfim.
Sen verensin, ben ise isteyenim.
Sen emniyet verensin, ben ise korkanım.
Sen cömertsin, ben ise duâ edenim.

Ey merhametlilerin en merhametlisi!

Rahmetinle benim/bizim günahlarımı/zı affet. Suçlarımı/zı bağışla. Amîn

 



Rap Rap - Cem Karaca video klibi ve şarkı sözleri



Rap Rap

Hanimini hüppen dezigi banna rap rap
Tefeşle kayyuş illede kıtmir rap rap
Alavere dalavere kim ala da kim vere rap rap
Köşeleri möşeleri dön baba dönelim rap rap
Raptiye rap rap zaptiye zap
Zap rap rap
N’aber nitekin gene geldi şapka rap rap

Ben sana hayran
Sen cama tırman
Yok içmeye bir şişe bile ayran
Nene gerek senin taht-ı revan

Maaşla gırtlak gırtlak gırtlağa rap rap
Bir kitap okuyor bakın şu çatlağa rap rap
Liberal miberal malı kap götür al rap rap
Eriyor liralar mark kap dolar al rap rap
Bul bir kaşalot toriğini işlet rap rap
Bir koy üç al üçünüde beşlet rap rap
Raptiye rap rap zaptiye zap zap rap rap
Üf baba bu ne be fotoğraf makinası
U A u A u A
Lambada markası

Ben sana hayran
Sen cama tırman
Yok içmeye bir şişe bile ayran
Nene gerek senin taht-ı revan

Şarkıyı burda yasaklasakta mı saklasak
Oh george
Şarkıyı yoksa yasaklasakta mı saklasak
Oh george

Hanimini hüppen dezigi banna rap rap
Tefeşle kayyuş illede kıtmir rap rap
Raptiye rap rap zaptiye zap zap rap rap
N’aber nitekin gene geldi şapka rap rap

Cem Karaca


Yüzlerce kez dinlesemde anlayacağımı hiç sanmıyorum..Parça oldukça tuhaf, bir de ahh ahh demesi yok mu kopuyoruz orda Siritiyor Sevgili abime gelsin, o çok seviyor bu anlam dolu parçayı Kaş çatmış
Rahmetlinin hangi duygularla bu parçayı yazdığını öyle merak ediyorum kiii...Gözler
İşte sözleri, işte müziği, işte Cem Karaca...
Buyrun efendim tercümatörler aranıyor Gülümsüyor